Anasayfa Keçecilik |

Keçecilik

KEÇE’NİN YAPILIŞI VE TÜRK KÜLTÜRÜNDEKİ ÖNEMİ

Kırpılmış ve yıkanmış hayvan yünleri ayrıldıktan sonra boyanır. Yarı keçeleşen plakalar haline geldiğinde sıcak su ve sabunla sıkıştırılıp dövülür. Parçalara ayrılır ve motifler çıkarılır. Motifler hasır üzerine serilir. Tekrar dövülür ve yıkanır. İlk yün kumaşları 3. yüzyılda Anadolu’da görülmektedir. 10. yüzyıldan itibaren ise Selçuklular’ın Asya keçesi çıkarılmıştır.

Keçenin Doğuş Öyküsü

Şanlıurfalı keçeci ustalarından Ömer TAŞÇI bu sanatın mucidinin Ebu Said Libabid (Libabid: Arapça Keçenin çoğuludur) adında bir zat oldu¬ğunu ve keçeyi nasıl icat ettiğini şöyle anlatmakta¬dır.
"Ebu Said Libabid bugün bizim yaptığımız gibi keçeciliğin bütün işlemlerini yerine getirmiş ayakla tepme işleminden sonra açtığı keçenin yünlerinin birbirine kaynaşmadığını ve çabuk dağıldığını görmüş. Tepme süresinin az olduğu kanaatine va¬rarak tepmeye devam etmiş. Ancak bir daha açtı¬ğında yünlerin kaynaşmadığını yeniden gözlemiş¬tir. Tepme işine 40 gün devam eden Ebu Saidyine başaramayınca üzüntüsünden ağlamaya başlamış. Hem ağlayıp hem tepmeye devam ediyormuş. Keçeyi açtığında gözyaşlarının düştüğü yerlerdeki yünlerin kaynaştığını büyük bir sevinçle fark etmiş ve böylece tepme işlemi sırasında yüne su vermek gerektiğini öğrenmiştir."


Keçenin Tarihsel Serüveni

Keçe M.Ö. 3. yüzyıldan başlayarak, Asya’da yaşayan göçerlerin yaşamında çok önemli bir yer tutuyordu. Asya keçesi 10. Yüzyılda göçerlerle birlikte Anadolu’ya geldi. Ancak, Hititler’de 3-5. yüzyıllarda keçenin varlığını gösteren mezar buluntularına da rastlanıyor.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Saray, ürün standartlarını denetliyor ve ustalara belirlediği yüksek standartlara uygun keçeler sipariş ediyordu.Bu tarihi ata sanatı Şanlıurfa'da Keçeci Pazarı denilen eski çarşıda ve çevresindeki hanlarda sürdürülmektedir.

Eyvana serdim keçe
Nêçe bir ömrüm geçe
Acep o gün olur mu
Yârim elime geçe

dizeleriyle Şanlıurfa türkülerine konu olan keçe çocuk oyunlarına da "Ya şundadır ya bundadır keçe külah şunun bunun başındadır" tekerlemesiyle geçmiştir.

Keçe

Keçe hem kızın, hem de erkeğin çeyizinde mutlaka yer alıyordu. Çadırlara keçeden kadın ve erkek kuklalar asılıyor, bunların hanenin hanımına ve beyine iyi şans getireceğine inanılıyordu.